Rahim ağzı (serviks) kanseri

Rahim ağzı (serviks) kanseri

Kadın üreme organlarından "rahim ağzı" organı olan "serviks" (cervix, cerviks) rahim ile vagenin birleştiği bölge olup rahmin en alt bölümünü içerir. Vagina dan bakıldığında vagenin sonunda bir yarım küre şeklindedir. Merkezindeki kanal (servikal kanal) vasıtası ile rahim içi boşluk vagene açılır. Bu boşluktan da adet kanı dışarı atılmaktadır.

Rahim Ağzı Kanseri (Serviks)

İnvazif serviks yani rahim ağzı kanseri; görülme sıklığı bakımından 1990'lı yıllara kadar tüm kadın genital kanserleri arasında birinci sırayı tutmaktaydı. Bu oranlara göre, günümüzde ikinci hatta üçüncü sıralara gerilemesine rağmen, yine de her yıl ortalama olarak 450 ila 500 bin kadında serviks (rahim ağzı) kanseri tanısı konulmaktadır. Tedavileri gerçekleştirilse bile 200 ila 250 bin kadın bu hastalık sebebiyle hayatını kaybetmektedir. Serviks kanseri; Dünya üzerinde her 2 dakikada bir kadının ölümüne sebep olan ve bilim insanlarının değişik ülkelerde yaptıkları çalışmalarda, kadınlarda meme kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser türü olarak tespit edilmiştir. Serviks kanseri, servikal kanser ya da rahim ağzı kanseri, rahim ağzının (servikal alanın) en kötücül kanseridir.

İlk belirtisi olarak vajinal kanama olabilmektedir, fakat iyice ilerleyene kadar bir belirti göstermeme durumu da söz konusudur bu kanser türünün. Tedavisi,ise ilk evrelerinde ameliyat, ileri aşamalarda ise kemoterapi ve radyoterapidir. Rahim ağzı kanseri en çok cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. En sık görülen yaşlar ise 45 ila 59 arasıdır. Bununla beraber 20 ila 80 yaşları arası gibi geniş yelpazeli bir yaş diliminde de görülebilmektedir. Türkiye de ise en fazla 35 ila 58 yaşları arasında karşılaşılır. Bu virüse çoğunlukla ilk cinsel ilişkiyi takip eden birkaç yıl içerisinde kapılır. Kadınların büyük bir kısmı HPV virüsünü ilişkiden hemen sonra  12 ila  24 ay içerisinde bünyeden tamamen atabilmektedir. Fakat bazı kadınlarda bu virüs vücuttan atılmaz. Atılamayan virüs Takip eden yıllarda ise rahim ağzı kanseri riski meydana getirir.

Serviks nedir ve nerede bulunur?

Serviks, rahim boynunun öteki adıdır. Rahimin vajinaya açıldığı bölgedir. Gerçekten kuvvetli bir kastır. Normalde yoğun şekilde sıkı biçimde kapalıdır fakat doğum esnasında bebeğin dışarı çıkmasına izin verecek şekilde açılır.

Serviks hücreleri

Serviks' in hariç yüzeyinde ten tipinde hücre tabakası bulunmakta. Bu hücrelerdeki kanserler genelde yassı (skuamöz) hücreli serviks kanseri olarak adlandırılırlar. Serviksin iç kısmında ise glandüler hücreler yer alır. Glandüler hücreler ise mukus üretirler. Bu hücrelerin kanseri, serviksin adenokarsinomu şekilde tanımlanmaktadır. Servikal hücrelerin kanser olma olasılığının daha yüksek olduğu saha transformasyon zonu şekilde adlandırılmaktadır. Bu sektör, rahime doğru ilerleyen dar bir geçit olan serviks açıklığı çevresindeki alandır.

Lenf düğümleri

Rahim ve serviks çevresinde lenf düğümleri bulunmakta. neredeyse en büyük lenf düğümü grubu kasıklarda bulunmakta (her bir uyluğunuzun üzerinde). Lenf düğümleri lenfatik sistemin ayrılmaz bir parçasıdır. Kanserli alanı yıkayan doku sıvısı, en yakınındaki lenf düğümlerine boşaltılır. Kanser ameliyatı olduğunuzda, cerrah çoğunlukla lenf düğümlerinin bazılarını alır ve tümörden ayrılmış herhangi bir kanserli hücre olup bulunmadığı açısından incelenmek üzere laboratuara gönderir.

Kanser öncülü Hücreler Nelerdir?

Bu anormal hücreler, normal hücrelerden ayrıcalıklı yapıda kanserleşme potansiyeline sahip olan hücrelerdir. Bu nedenle kanser öncülü hücreler denmektedir. Fakat, gerileyebilir ve normale dönebilir. Kanser öncülü serviks hücreleri, kanser olduğunuz anlamına gelmemektedir. Kanser öncülü hücre kümelerine çoğunlukla lezyon diyoruz ve bunlar gelişmenin evresine göre hafiften şiddetliye göre derecelendirilir. Doktorunuz lezyonları, Servikal intraepitelyal Neoplazi (CıN) olarak adlandırabilir ve hafiften (CıN1) şiddetliye (CıN3) doğru derecelendirir.

CıN ölçeğinin özeti:

  • CıN1: Bu neticeye sahip bayanların yarısından fazlasında anormal hücreler zamanla kendiliğinden kaybolduğundan tedaviye gerek duyulmayacaktır.
  • CıN2: CıN2 olarak sınıflandırılan anormal hücrelerin, ilerleme olasılığıysa daha yüksektir. Bu nedenle anormal olan hücreler ortadan kaldırılarak serviks kanser gelişimi riski azaltılacaktır.
  • CıN3: CıN3 şekilde sınıflandırılan bu anormal hücrelerin ilerlemesi mümkündür. Bu sonuca sahip kadınların tümüne tedavi önerilir. Böylece serviks kanseri büyüme olasılıklarını azaltmak için anormal sektör ortadan kaldırılabilir.

Kanser öncülü Lezyonların Tedavisi; Doktorunuz anormal lezyonlara sahip olduğunuz ve ek tedaviye gerek duyduğunuzu saptarsa,  bu durumla alakalı çok sayıda tedavi yöntemi mevcuttur. Uygulanan tedavilerin çoğu, muayenehane ve ya hastanede, bayan-doğum polikliniğinde uygulanmaktadır. Gerekirse lokal anestezi kullanılacağından bu tedavi yolları size acı vermeyecektir.

Kriyoterapi: Bu yöntemde küçük bir madeni plaka donma derecelerine kadar soğutulur ve daha sonra anormal hücrelerin olduğu alana yerleştirilerek anormal hücreler yok edilir.

LEEP ( Loop Electrosurgical Excision Procedure [Elektrocerrahi Lupla Eksizyon işlemi]) Halen en çok uygulanan pratik bir tedavi yöntemi olup anormal hücreleri yok etmek için ısıtılmış bir ince tel halka kullanılır.

Konizasyon: Anormal hücreleri yok etmek için serviksten koni şeklinde bir doku parçası çıkartılır.

Lazer tedavisi: Anormal hücreleri yakıp kaybetmek için lazer kullanılır. En fazla tedavinin belirlenmesi için doktorlarınızın görüşlerini dinlemeli ve seçenekleri tartışmalısınız.

Farklı Serviks Kanseri Tipleri

Kanserin tipine bağlı olarak doktorunuz durumunuzu tanımlamak için adenokarsinom ve yassı epitel hücreli karsinom benzeri invaziv kanserler dahil türlü terimler kullanabilir. Adenokarsinom; saptanması zor, daha ender olan göreceli agresif serviks kanseri tipidir. Düzenli aralıklarla Pap-smear testinden geçen ve mümkün tedavilere uyan kadınların çoğu, başlıca HPV tip 18 ve tip 16\`nın neden olduğu serviks kanserine karşı iyi bir korunma sağladıklarından emin olacaktır. Serviksin dış yüzeyinde oluşma yerine, adenokarsinomlar genelde serviksin iç yüzeyinde oluşmaktadır. PAP testleri serviksin dış yüzeyindeki hücre örneklerini kullanmaktadır. Bu nedenle adenokarsinom tanısı konduğunda, kanserin daha ileri evrede olma potansiyeli mevcuttur. Bilhassa genç hanımlarda HPV'nin kansere neden olan 16, 18, 45 ve 31 gibi tipleriyle daha fazla adenokarsinom oluşmaktadır.

Rahim Ağzı Kanseri Nasıl Anlaşılır?

Rahim ağzı kanseri öncelikle kendini anormal kanamalarla belli eder. Bu kanamalar özellikle doğurganlık çağındaki bayanlarda iki adet arasında görülen düzensiz kanamalar şeklinde ortaya çıkar. Menopoz sonrası  ise, herhangi bir sürede görülen kanamalar halinde kendini gösterir. Hastalığın önemli şikayetlerinden birisi de `postkoital? olarak bilinen, cinsel temas sonrası görülen kanamalardır. Normal adet dönemleri dışında meydana gelen kanamaların her zaman araştırılması gerekir. Bazı hastalarda bu rahatsızlık fena kokulu akıntılar biçiminde de kendini gösterebilir ve bu akıntılar kanla karışık olabilir. Ağrı ise, rahim ağzı kanserlerinde ileri zamanlarda ortaya çıkan bir şikayet olup, erken zamanda görülmez. Her kanser türünde olduğu gibi  rahim ağzı kanserinde de erken tanı tedavi için çok mühim bir şeydir. Erken teşhisin en önemli nedeni hastanın çok çabuk bir şekilde sağlığına kavuşturulmasıdır.

Rahim Ağzı Kanseri Belirtileri?

Rahim ağzı kanseri belirtileri aşırı belirgin değildir ve serviksin kanser öncüsü değişikliklerinin herhangi bir bulgusu bulunmamaktadır. Bu durumda ancak hastalık ilerledikçe anormal kanamalar (adet arası, temas sonrası, menopoz sonrası kanama ve bu gibi), ağrılı temas, artmış akıntı yahut kasık ağrısı gibi rahatsızlıklar görülebilir. Bu bulguları beklemeden düzenli doktor kontrolüne gitmek mühim bir şeydir. 21 yaşından ibaren cinsel aktif olan her kadının yılda bir defa muayene olması ve papsmear aldırması gereklidir. Papsmear testi anormal ve ya şüpheliyse kolposkopi denilen bir çeşit büyüteçle rahim ağzının incelenmesi ve biyopsi alınması lüzumlu olabilmekte. Şayet biyopsi sonucu kanser öncüsü bir değişiklik tespit edilirse LEEP denilen bir teknikle bu doku alınabileceği gibi, kriyoterapi yahut lazer tedavisi uygulanarak da bu bölge ortadan kaldırılabilir.

Rahim Ağzı (Serviks) kanserini düşündürebilecek belirtiler 

Serviks kanserinin ilk başlangıç evrelerinde genellikle hiçbir belirti ve bulgu görülmez.

Genelde çoğunlukta kanser yayıldıktan sonra belirti ve bulgular yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır.

Aylık adet kanamaları dışında vajinadan anormal akıntı, bilhassa renkli ve kanlı akıntı gelmesi serviks kanserinin bir işareti olabilmektedir.

Cinsel temas sonrası kanama olması (postkoital kanama) sık görülen bir belirti olup yine cinsel ilişki sırasında ağrı olması da serviks kanseri belirtisi olabilmektedir.

Rahim Ağzı Kanseri (Serviks) Bulaşıcı mıdır?

Son zamanlarda sıkça artan ve kadınları tehdit eden  rahim ağzı kanserinde adlandırılan en ciddi risk faktörü HPV'dir. Hastaların %.7`sinde bu virüs saptanmıştır. HPV tüm dünyada cinsel yolla bulaşan en yaygın virüstür. Son zamanlarda yapılan araştırmalar doğrultusunda ülkemizde de  aşırı yaygınlaşmaktadır. Genital bölge sahasında siğil olan birisi ile birliktelik sonrası  yüksek oranda bulaşıcı olma durumu söz konusudur. Direk rahim ağzı kanseri bulaşıcı olmasa da kansere yol açan bu virüs yoğun bir şekilde bulaşıcı özellik taşımaktadır.

Rahim Ağzı Kanseri Nedenleri?
Human Papilloma Virüsü rahim kanserine sebep olan isimlendirilen, en mühim faktördür. Bunun dışında rahim ağzı kanserinin cinsel ilişkiyle bulaşması dışında nedenleri tam olarak bilinmemektedir. fakat rahim ağzı kanserine yatkınlığı arttıran nedenler:
  • Birden fazla eşlilik,
  • Cinsel ilişkiye 20 yaşından önce başlanması,
  • Viral ve bakteriyel enfeksiyonlar,
  • Fazlaca sayıda doğum yapmak,
  • Sosyo ekonomik düzeyin düşük olması,
  • Sigara içmek ve aşırı tüketimi,
  • C vitamini ve A vitamini eksikliği,
  • Erkeğin sünnetli olmaması,
  • Hastanın bağışıklık sisteminin baskılanması ve bu gibi nedenler sayılabilir.
Human Papilloma Virüsü nedir?

Human Papilloma Virüs (HPV) çok çabuk bulaşıcı,  yaygın ve belirti göstermeyen, 100'den çok tipi olan bir virüstür. Mesela ellerde ve ayaklarda görülen yaygın siğiller bunlardandır ve göreceli şekilde zararsızdır. Yaklaşık 30 Human Papilloma Virüs (HPV) çeşidi genital bölgeye tesir eder. Bazı türleri rahim ağzı kanserine ya da serviks (rahim ağzı) duvarında normal olmayan hücrelerin oluşmasına neden olabilmektedir. Bunların kansere dönüşme riski çok yüksek olmaktadır. Diğer tipleriyse çoğunlukla genital bölgede siğillere ve rahim ağzında iyi huylu yani, anormal ama kansere yol açmayan değişikliklere yol açabilir. Human Papilloma Virüs (HPV) cinsel yoldan bulaşan bir hastalıktır. Bu virüsü taşıyan bir kişiyle yalnızca genital temas ile bu virüs kapılabilir. Prezervatif bu hastalığa karşı tam olarak bir koruma sağlayamaz. Çünkü prezervatifin kaplamadığı genital bölgelerden de bulaşabilmektedir.

HPV den Korunma Nasıl Olur?

Rahim ağzı kanseri aşısı şekilde isimlendirilen HPV aşıları, HPV hakkında problemlerin önemli bir bölümüne karşı daha bu hastalıklar oluşmadan büyük oranda koruma sağlar. Her aşıda bulunduğu  gibi, bu aşı da hastalığa yakalanmadan önce muhakkak yapılması gereken, koruyucu bir aşıdır. Dünyanın pek çok  ülkesinde bulunan bu aşının benzeri de ülkemiz`de de bulunmaktadır. İki çeşit HPV aşısı mevcuttur. Her iki aşı da HPV Tip 16 ve Tip 18`e bağlı rahim ağzı kanseri ve ilgili oluşumları önlemede yüksek faaliyet sergilemiştir.

Human Papilloma Virüs (HPV) aşısıyla ilgili neler bilmemiz gerekir?

HPV aşısıyla alakalı ideal olanı  ilk cinsel münasebet öncesi yapılmasıdır. İlk cinsel temas yaşı sosyo ekonomik ve kültürel şartlara bağlı şekilde değişebileceğinden aşı için azami yaş aralığı 14 - 15  civarı olarak tespit edilmiştir. Fakat cinsel ilişki sonrasında aşının yapılmasında herhangi mahsur yoktur ve koruyuculuğu bulunmaktadır. Son araştırmalar aşının 55 yaşa kadar koruyuculuğu olduğunu göstermektedir.Daha evvela virüs enfeksiyonu tetkik edilmiş olan kadınlarda da virüs yeterli bağışıklık bırakmadığından aşı yapılması tavsiye edilir. HPV aşıları güvenlidir, canlı virüs içermezler, bu nedenle hastalığa neden olması mümkün değildir. HPV aşıları Dünya sağlık örgütü başta olmak üzere memleketimiz ve dünyada önde gelen oldukça çok  kurum nedeni ile önerilmektedir. Amerika, Avustralya ve Avrupa'da ki çok sayıda ülkede zorunlu aşı programına dahil edilen aşı, Türkiye de dahil yaklaşık 110`dan çok ülkede onay alarak uygulanmaktadır. Aşılar üç doz şekilde, altı aylık zaman arasında koldan uygulanmaktadır.

Smear Testi

Smear testi (CVS) nedir?

Smear testi rahim ağzını (serviks) değerlendirmek ve hem enfeksiyonlar hem de kanser- kanser öncüsü durumlar açısından kontrol etmek için kadınlara yapılan hususi bir rahim ağzı tarama testidir.

Smear testi ('Smir' şeklinde okunur) ; (rahim ağzından) cam üstüne ince dağıtma, rahim ağzından sürüntü alma, CVS (Cervico- vaginal smear testi), PAP testi yahut PAP smear testi gibi isimlerle de anılmaktadır.

Smear testi (PAP testi) hangi amaçla yapılmaktadır?

Bu testteki en ciddi amaç, bilhassa rahim ağzı kanserlerinin ve kanser öncesi (prekanseröz) lezyonların erken tanınmasıdır. Son yıllarda jinekolojik muayene ve jinekolojik kontrollerin rutin bir parçası durumuna gelmiştir.

Smear testi, rahim ağzından sürüntü alınması, kanser tarama testi

Smear testi (CVS, Cervicovajinal Smear Testi) nasıl yapılmaktadır?

Gövde dokularının devamlı yenilenmesi itibarı ile kaçınılmaz şekilde yüzeylerden hücreler dökülmektedir. Bu dökülen hücrelerin toplanıp özel uygulamalardan geçirildikten sonra mikroskop altında incelenmesine "sitolojik inceleme (hücresel inceleme)" deriz.

Sitolojik inceleme işlemin en etkili uygulandığı saha rahim ağzından (serviksten) alınan örneklerdir. Servikal hücrelerin bu biçimde toplanması işlemine "smear" (dağıtma, sürüntü) ismi verilmekte.

Smear testi ilk kez 1930`lu senelerde Yunanlı ilim adamı "George Papanicolaou" tarafından uygulandığı için onun ismine ithafen "PAP Smear" şekilde da adlandırılmaktadır.

PAP Smear testi (CVS) alınması ağrılı bir işlem midir?

Hayır. Smear testi normal jinekolojik muayenelerin bir parçasıdır ve jinekolojik muayeneniz sırasında smear alınırken asla ağrı hissetmezsiniz.

Smaer testinin önemi nedir?

Smaer testi hayat kurtarıcıdır. Evet, bu günlerde tıpta kadınlarda yaşam kurtarıcı ve yaşam süresini uzatıcı şekilde görülen ve yararlılığı kanıtlanmış iki çok önemli test vardır; Smear testi ve Mammografi.

Bayan üreme sistemine ait kanserler arasında meme kanserinden sonra ikinci sıklıkta görülen serviks (rahim ağzı) kanseri erken devirde yakalandığında tam şifa ile sonuçlanan bir şeydir.

Tüm kanserlerde olduğu bunun gibi serviks kanseri de uzun yıllar süren gizli hastalık döneminden sonra ortaya çıkar.

Serviks kanserinde rahatsızlıklar ortaya çıktıktan sonra da ne yazık ki hastalık yayılmıştır. işte bu nedenle kanserleri erken devirde tanımlamak için çeşitli testler geliştirilmiştir.

Serviks kanseri`nin erken tanısındaki en önemli test smear testidir.

Smear ile alınan örnekler patolojik olarak incelenerek kanser yada kanser öncüsü hücrelerin olup bulunmadığı araştırılır.

Sürüntü (Smir) nasıl alınır?

Smear (smir) alınması son derece kolay ve ağrısız bir yöntemdir. Jinekolojik muayene sırasında vajinaya  "spekulum " denilen bir alet takıldıktan sonra serviks görülmektedir hale getirilir.

Jinekolog muayenesi, jinekolojik muayene, jinekoloji, kadın hastalıkları

Jinekolojik muayenelerde yoğun olarak uygulanan "spekulm aleti"

Herhangi bir kanama olmadığından emin olunduktan sonra plastik bir "spatul" yahut "smear fırçası" sebebi ile serviksten vajinaya dökülen hücreler toplanır. bununla beraber gene bu fırça yönünden rahim ağzından bir sürüntü alınır.

Smir fırçası ile test yapılmaktadır Smir testi için fırçalar

Smear testinde kullanılan farklı aparatlar

Alınan bu malzeme bir "lam" adı verilen cam üzerine ince biçimde yayılarak alkol ve ya saç spreyi sıkılarak sabitlenir (fiske edilir). Buna "ince yayma" adı verilmektedir.

Spatul (tahta aparat) ile alınan sürüntünün lam üzerine yayılması

Fırça üzerine bulaşmış olan mukus salgıları uzaklaştırdığı için inceleme daha pratik ve sıhhatli olmakta.

Fiksasyonun misal alındıktan hemen sonra yapılmaması hücresel şekillerin bozulmasına ve kurumasına yol açar. Bu da değerlendirmede hatalara sebep olabilmekte.

Smear Testi Sonuçları için Patoloğa hangi Bilgiler Gereklidir?

Uygun şekilde hazırlanmakta olan smear lamındaki preparat patoloji uzmanına gönderilir. Patolog (patoloji uzmanı) preparatı incelerken hasta konusu için bazı bilgilere gerek duyar. Bunlar;

Hastanın yaşı 

Hastanın şikayetleri

Son adet tarihi ve adetlerinin düzeni

Şu anda gebelik olup olmadığı, önceden kaç gebeliğinin olduğu

Doğum denetim hapı yahut başka hormonal ilaçların kullanılıp kullanılmadığı

Rahim içi araç (spiral) kullanıp kullanmadığı

Smear`in ne amaçla istendiği

Klinik olarak ön tanıdır.

Bu bilgiler pataloji uzmanının tanısını basitleştirir ve şüphede kaldığı pozisyonlarda daha basit karar vermesine destekçi olur.

Patolog kendisine gelen prepratı bir takım kimyasal maddeler ile muamele eder (boyar) ve ışık mikroskopu altında inceleyerek tanısını koyar. Smear sonucunun alınması özel jinekolog muayenehanelerinde 1-2 gün sürebilir. (Bu süre devlet hastanelerinde uzayabilir)

Smear testinde nelere dikkat etmek gereklidir?

Smear alınırken en fazla dikkat edilmesi gereken nokta, rahim ağzını rahim boşluğuna bağlayan kanaldan ve vajinadan ayrı ayrı örneklerin alınmasıdır.

Smear oldukça etkili bir tarama yöntemidir. Bu sayede anormal hücreler son derece erken zamanlarda saptanmakta ve uygun tedavi yolları ile ilerlemiş kansere doğru gidişleri engellenebilmektedir.

A.B.D. de yapılan bir çalışmada smear testinin yaygın kullanımı sonucu serviks kanserinden ölümlerin % 72 oranında azaldığı saptanmıştır.

Smaer testi ayrıca kadının hormonal durumu ve enfeksiyonlar hakkında bilgi verdiği bunun gibi kanser tedavisi sonrası tekrarlamasının erken tespitinde de önemli rol oynar.

Kimler smear testi ile taranmalıdır?

Serviks kanseri yoğun rastlanan kanserlerden birisi olduğuna ve tarama yardımıyla hastalık ve buna bağlı ölümlerde yüksek oranda düşme saptandığına göre tüm kadınlar smear testi ile taranmalıdır. Ancak burada herkesi aynı sıklıkta taramadan geçirmenin mantıksız olacağı aşikardır. Bu nedenle taramaya kaç yaşında başlanması gerektiği ve kimlerin hangi sıklıkta tarama işleminden geçirilmesinin müsait olacağı meselesinde araştırmalar oluşturulmuş ve serviks kanseri açısından yüksek ve düşük riskli şahısların tespit edilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır.

Eskiden taramaya başlamak için 35 yaş kritik nokta olarak kabul edilmekteyken 1988 yılında Amerikan Kanser Derneği kadınları yüksek ve düşük riskli olarak iki sınıfa ayırmayı ve tarama yöntemini belirlemeyi kabul etmiştir.

Yaş olarak  35 değilde cinsel yaşantının başladığı zamanı temel almak gerektiğini vurgulamıştır.

Kimler serviks kanserleri (rahim ağzı kanserleri) açısından yüksek riskli gruptadır?

Serviks kanserleri (rahim ağzı kanserleri) açısından yüksek riskli grup;

Sigara kullananlar,

Poligamik (çok aşırı eşli) kadınlar, yada partnerleri aşırı eşli olan kadınlar,

ilk cinsel tecrübesini genç yaşlarda yaşayanlar,

Human Papilloma Virüs (HPV) enfeksiyonu taşıyanlar,

Doğum denetim hapı kullananlardır.

ilk tarama 18 yaşında ve ya cinsel aktivitenin başlangıcında

Yüksek risk grubunda Yılda bir

Düşük Risk grubundaysa  ilk üç yıl, yılda bir kez daha sonra üç yılda bir.

Kanser tedavisini takiben ilk 2 sene üç ayda bir, üç yıl altı ayda bir sonra yılda bir yapılmalıdır.

Smear`de neler görülmektedir?

Serviko vajinal smear (CVS) alınarak hazırlanan preparatlarda hastanın hücresel durumu, hormonal durumu ve mikrobiyolojik durumu değerlendirilebilir.

Smear preparatlarında bulunan elemanlar servikal ve vajinal hücreler, bakteriler, trikomanonas, candida bu gibi vajinal enfeksiyon etkenleri, kan elemanları ve spermler bulunabilir.

Servikal ve vajinal hücrelerin yapısı kanser ve kanser öncülü lezyonlar konusu için bilgi verirken bu hücre türlerinin sayısı hormonal durumu yansıtır. Dolayısı ile üreme çağındaki ve menopoz dönemindeki kadınlardan alınan smear görüntüleri birbirlerinden farklıdır.

Değerlendirme nasıl yapılmaktadır?

Smear testinin sonuçları birkaç farklı ekol biçiminde sınıflanmaktadır. En sık "Papanicolaou Sınıflaması" kullanılır.

Son zamanlarda bu sınıflamaya göre çok daha detaylı olan "Bethesda Sınıflaması" popülarite kazanmaktadır.

PAP sınıflaması şu şekildedir;

Klas 1 Normal, atipik hücre yok

Klas 2 Negatif. Selim (benign) bazı hücre değişiklikleri (mesela enfeksiyon gibi)

Klas üç şüpheli. kesin şekilde kanser hücresi olmayan anormal hücreler

Klas 4 Zayıf pozitif. Büyük olasılıkla habis (malign) hücreler

Klas 5 kuvvetli pozitif. Tartışmasız habis (malign) hücreler

Doğrudan mikroskopi incelemesinde vajinit yapan etkenlerin görülmesi enfeksiyon tanısına yoğun şekilde destekçi olur. fakat özellikle trikomonas enfeksiyonlarında hatalı olarak habis teşhisi konabilir.

1991 yılında Bethesda sınıflaması tekrar modifiye edilmiştir. Giderek yaygınlık kazanan bu sınıflamaya göre smear testi bir teşhis aracı değil sadece tıbbi bir konsültasyondur. 

Rahim Ağzı Kanseri Tedavisi

Rahim Ağzı (serviks) kanseri tedavisi hastalığın evresine bağlıdır. Şayet kanser dokusu sevikste milimetrik ölçüler içersin de sınırlı ise buna "in situ serviks kanseri" denmektedir. Bu halde şayet kadının çocuk isteği varsa, lokal şekilde serviks "konizasyon" denilen bir işlemle koni biçiminde çıkartılır. Kadının çocuk istemi yoksa rahim tamamen alınabilir.

Kanser yayılımı çevre dokuları da içerisine almışsa bu halde çevre dokuları da içerisine alacak bir biçimde geniş bir cerrahi işlem uygulanır. Bu işlemde rahim ve alt karın bölgesindeki lenf bezleri çıkartılır.

Radyasyon (ışın) tedavisi ilerlemiş serviks kanserinde oldukça etkili bir işlemdir. Işın tedavisi cerrahi işlem uygulanmış hastalarda destekçi tedavi yada cerrahi müdahale uygulanamayacak kadar yayılmış hastalarda temel tedavi olarak kullanılmaktadır.

Serviks kanserinde ilaç tedavisi (kemoterapi) çok aşırı ve sık olmasa da bazı hallerde kullanılabilmektedir.

Eğer servisit durumu uzamış ise ve altta yatan etkenin tedavisine karşın servisit tablosunda düşme olmadan serviskteki anormal hücreleri tahrip etmek için bazı küçük cerrahi girişimler yapılabilir. Bunlardan en çok uygulanan koterizasyon ve kriyoterapi dir. Koterizasyon ısı yardımıyla tahrip etmektir. halk arasında bu işleme yara yakma ismi verilmekte. Kriyoterapi ise sıvı karbondioksit ve ya azot sayesinde anormal dokuların dondurulmasıdır. Buna da halk içinde yara dondurma ismi verilir. Son olarak da Lazer ile hücrelerin tahribi uygulanabilir.

Koter: Kronik servisitteki en eski ve en klasik yöntemdir. Kalam halinde bir probun ucundan elektrik akımı geçirilerek ısı elde edilir. 3 yöntem içinde en son tercih edilmesi gereken tedavidir. işlem esnasında çok hafif ağrı olabilmekte. İşlem sonrası oluşan nedbe dokusu rahim ağzı kanalında tıkanmalara yol açabilir.

Kriyoterapi: Kotere göre bazı avantajları bulunmaktadır.Daha az ağrıya sebep olur, ve daha kontrollü bir doku tahribine imkan tanır.Daha az nedbe dokusu oluşmasını sağlar.Bu nedenle servikal kanalda daralmaya yol açmaz. Tabanca halinde bir cihaz ile uygulanır. Bu tabancanın ucunun değdiği yerler donar. işlem herhangi bir anestezi uygulanmadan yapılmaktadır. Son derece kolay ve yaklaşık on dakika süren bir işlemdir.

Lazer: Dokuların lazer ile tahrip edilmesidir. Kriyoterapi ye bir üstünlüğü yoktur.

Tedavi çeşidi ne olursa olsun hücrelerin tahrip edilmesini takiben 1-2 hafta kadar süren bol sulu bir vajinal akıntı görülmektedir. Bu süre zarfında lekelenme biçiminde kanamalar olabilmektedir bu nedenle işlemlerden sonra 2 hafta kadar cinsel ilişkiden kaçınmak gerekir. % iyileşme altı-8 hafta kadar alabilir.

Servisitten korunmak için hangi önlemler alınmalıdır?

  • Servisitten korunmak yada erken çağda tanı edilmesini sağlamak için bazı pratik önlemler yeterli olmaktadır.
  • Çok emin olmadığınız bireyler ile ilişkiye girmeyin.
  • Partneriniz de gonore belirtileri varsa hemen doktorunuzla görüşün
  • Vajinal akıntı varlığında muayene olmayı geciktirmeyin
  • Herhangi bir şikayetiniz olmasa dahi yılda 1 kez jinekolojik muayeneden geçin
  • Kokulu tampon, deodoran bu gibi irritan maddeleri kullanmayın.
Bölüm Doktorları: Op. Dr. Nuray Günay, Op. Dr. Hale Uzer, Op. Dr. Bahar Aksünger, Uzm. Dr. Filiz Aydın
Güncelleme Tarihi:16/10/2018
Yayınlama Tarihi:05/02/2015
Okunma Sayısı:16059
Soru sor