Anasayfa»Psikolojik Danışmanlık»Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir

Psikolojik Danışmanlık - Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir?

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir?


Halk arasında "takıntılarım var", "kafama çok taktığım engel, olamadığım olumsuz düşüncelerim var" gibi cümlelerin karşılığını veren kelime obsesif kompulsif bozuklukdur.

Obsesif kompulsif bozukluğu olan bireylerin irade dışı gelen, tedirgin eden, benliğine yabancı, bilinçli olarak engel olmaya çalışmasına rağmen inatla kendisini yenileyen düşünce veya dürtülere karşılık düşünceden kurtulmak amacıyla istem dışı yapılan yineleyeci hareketlerde bulunmasıdır. Obsesif dediğimiz kısım ise istem dışı gelen düşüncelerdir. Kompulsif ise bu düşünceden korunmak amacıyla yapılan eylemdir.

Kişi bu yenileyen eylemi yapsa da kaygılarındaki azalma için eylemin dozu artar. Kişi kısa süreli bir rahatlamanın ardından uzun sürede yeniden kaygılar ve iç huzursuzluklar yaşar. Ancak bir önceki davranışı tekrarladığında aynı şekilde rahatlayamaz. Artık o davranışı daha fazla tekrar edince kısa süreli rahatlamaya ulaşabilmektedir. Bu durum maalesef ki bu kısır döngü de devam eder.

Obsesyonun türkçe kelime karşılığı saplantıdır. Kompulsiyonun karşılığı ise zorlantıdır.

Saplantı ve zorlantılar insanlığın tarihi kadar eski bir durumdur. Başlangıçta belirtiler hafif olduğundan dolayı bireyler psikoloğa başvurmazlar. Hatta bir kısmı bu durumu çevresinden gizler. Bazıları yıllarca süren bu hastalığı benimsemiştir.

Kişi hastalığını kabul edip yakınma olarak psikoloğa getirmediği müddetçe tanınması neredeyse imkansızdır. Bu sebeplerden dolayı araştırmalar açısından sıkıldığını anlayabilmek güçtür.

Genellikle başlangıç yaşı 18-25 olsa da çok küçük çocukluk yaşlarında dahi görülebilir. Erkeklerde kadınlara oranla daha ilginç dönemlerde başlar. Ancak uzmana başvurma durumu belirtilerin ortaya çıkmasından 10-15 yıl sonrasını bulur.

Bu durum bireyleri tekrar edilen davranışlar sebebiyle zaman, maddiyat, hastalıklar, aile ilişkileri ve sosyal yaşam yönünden sıkıntılara soktuğu gibi bireyin içinde birbirine zıt olan iki düşüncenin çarpışması sebebiyle de aşırı bir ruhsal ve bedensel yorgunluk söz konusudur. Bu kişilerin bilişsel yetilerinde bozulma olmaz. Aksine zeki ve bellekleri güçlü kişilerdir.

Bireyler aklına gelen düşüncenin mantıksız olduğunu bilirler ancak kendilerini düşünceden kurtaracak davranışı sergiledikleri süre boyunca yoğun bir bunaltı bir sıkkınlık hissederler.

Bu kişilerde müthiş bir kararsızlık vardır. Ambivalans yani iki-değerlilik durumu bireyin olumlu ve olumsuz iki düşüncenin arasında kalmasıdır. Bu kuşkular içinde hasta ileri derecede bunalır ve çevresine de bunaltır.

Bu durumda kalıtım faktörü, biyolojik sebepler, nörokimyasal durum, nöropsikolojik durum, bireyin otoimmun bozuklukları, psikososyal etkenler, çocuklukta yaşanan saplanmalar ve öğrenilmişlikler etkindir.

Çok yönlü ve uçlu olması ve bireylerin gelene kadar çok uzun süre beklemeleri sebebiyle kemikleşmiş bu hastalıkta terapi süreçleri de uzun sürebilmektedir.

Ancak bireyin istikrarını koruması, seanslara düzenli gelmesi, seansta katkı sağlaması gerektiği durumlara tam katkı sağlamasıyla düzeltilme imkanı olan ve iyi bir hale, huzur içinde bir hayata devam edilmesi mümkün olan bir rahatsızlıktır.

Kendinizde veya çevrenizde bu duruma benzer bir örnek görüyorsanız bir uzmandan yardım alın veya aldırın ki erken tanı ile daha hızlı sonuca ulaşma imkanınız olsun.

Anı yaşamanızı engelleyen rahatsız edici düşüncelerin olmadığı bir hayat yaşamanız dileğiyle…

Uzman Psikolog Sümeyye Arslan


Okunma Sayısı : 505
Bölüm Doktoru: Uzman Psikolog Sümeyye Arslan
Ayır

Bu makale sizi bilgilendirdi ise
paylaşarak diğer hastalara destek olabilirsiniz

Ayır