Guatr Ameliyatı

Guatr Ameliyatı

Guatr nedir? 

Tiroid bezi boynumuzun ön kısmında yer alan kelebek şeklinde ki bir organdır. Yaklaşık ağırlığı 20-25 gram'dır. En önemli görevi tiroksin hormonunun üretimi ve salgılanmasıdır. Bu tiroksin hormonu genel olarak vücudumuzun metabolik işleyişini ve hızının ayarlanmasındır.

Tiroid bezimizin asıl amacı vücudun enerji tüketiminin ayarlanmasıdır. Bu hormon salgısının değerlerinin normal oluşuna Ötiroidi, yetersizliğine Hipotiroidi, fazlalığına hipertiroidi denir.

Tıp dilinde tiroid bezinin büyümesine guatr denir. Bu büyüme bezin tamamını kapsayacak tarzda büyük ise diffüz ve ya bez içinde nohut tanesi şeklini oluşturacak tarzda ise nodüler olabilir.

Guatr ameliyatı nedir, kimlere yapılabilir?

Bazı guatrların yapısal ve ya işlevsel bozuklukların tedavisini sağlamak amacıyla yapılan tiroid bezinin cerrahi olarak çıkartılması işlemine tiroidektomi denir. Bu ameliyat halk arasında genellikle "guatr ameliyatı" olarak bilinmektedir.

     
  • Boyuna baskı yapan ve büyümüş olan tiroit bezlerinde
  •  
  • Uzun süre ilaç kullanarak tedavisi sağlanamayacak hastalarda
  •  
  •  Tiroit bezesi 23 cm yi geçen hastalara
  •  
  •  Nodülleri küçük olsa dahi kanser riski taşıyan kişilerde
  •  
  •  Boynunda bulunan şişliklerin hem estetik hem de tehlike oluşturan hastalara tiroidektomi ameliyat yapılması gereklidir.

Guatr ameliyat nasıl yapılır?

Ameliyat için hasta tümüyle uyutulur ve genel anestezi kullanılır. Operasyonun süresi genellikle 90 ve 120 dakika arasındadır. Ameliyat sonrasında oluşabilecek istenmeyen durumlara karşın hastanın hastanede bir gün yatması gerekir.

Ameliyatta boynun ön yüzüne 56 cm uzunluğunda yatay bir kesi uygulanarak yapılır. Bu sayede tiroid bezinin damarları bağlanıp kesilip, bezin büyük bir kısmı ve ya tamamı çıkartılır. Ameliyat sırasında önemli olarak tiroid bezine yakın komşuluktaki paratiroit bezlerinin ve ses çıkarma fonksiyonlarına ve sinirlerin özenle gözlenip korunmalıdır. Dikkat edilmesi gereken bir başka konuda kötü huylu hastalık şüphesi olması halinde bezin tamamının çıkartılmasıdır.

Ameliyat sırasında kistlerin teker teker çıkartılması şeklinde bir cerrahi teknik ameliyat açısından uygun değildir. Fakat muayene sırasında tiroid bezinin iki lobundan birinin ve ya ultrasonda tümüyle normal göründüğü hastalarda sadece tek taraflı ameliyat (sağ veya sol tiroid lobektomi) yapılabilir.

Guatr Ameliyatı Sonuçları Ve Sorunları

Tam teşekkürlü bir hastanede uygun yapılmış bir ameliyat ile hastaların tamamında etkin ve kalıcı tedavi sağlanır. Kısmi olarak bir tiroid bezi çıkartılması (kısmi tiroidektomi) ameliyatından sonra hastalığın tekrarlama olasılığı vardır ama çok düşüktür. Guatr bezinin tamamının çıkartılması (tam tiroidektomi) durumunda ise hastaların ömür boyu her gün bir tablet ilaç (tiroksin hormonu) kullanması gerekir fakat hastalığın tekrarlama ihtimali yoktur.

Yapılan ameliyatların çoğunluğu geçici olmak kaydıyla, yaklaşık elli hastadan birinde ses kısıklığı (sinir travması), yaklaşık on beş hastadan birinde el uyuşması (paratiroit bez hasarı, kalsiyum düşüklüğü) gelişebilir. Fakat tecrübeli cerrahlar tarafından yapılan ameliyatlarda bu türden kalıcı problemlerin görülmesi ihtimali neredeyse sıfır olmasa da çok nadirdir bir durum halindedir.

Ameliyat olmak için başvuran hastalarda sorun yaşanabileceğini önceden tam olarak kestirmek mümkün değildir. Fakat bu ihtimaller tiroid bezinin çevre dokulara yoğun yapışıklıklar gösterebileceği guatr türlerinde ve ikinci kez guatr ameliyatı olan hastalarda artabilmektedir.

Hastanede guatr ameliyatı sonrası

Hasta ameliyathaneden yatağına boynu sarılı olarak çıkar. Bazen de yaranın kenarına yakın bir yerden dışarıya uzatılmış 34 mm çapında plastik bir boru (dren) bulunabilir. Drenin takılmasının sebebi erken dönemde ameliyat alanında oluşabilecek sızmaların vakum yardımıyla dışarı çıkartılmasıdır. Takılan dren genellikle ertesi sabah sorunsuz bir şekilde çıkartılır.

Ameliyattan çıktıktan birkaç saat sonra hasta tümüyle kendine gelir, konuşabilir ve ağızdan gıda alabilir. Hastanın 5-6 saat sonra seruma bile ihtiyacı kalmaz. Ameliyat sonrasında hasta yürüyebilir ve serbestçe boynunu hareket ettirebilir. Hasta yakınları kendince bilgilerle hastanın ameliyattan sonra boynunu hareket ettirmemesi, ses çıkarmaktan sakınması, konuşmaması gerektiği gibi bazı tuhaf inanışlar sergiler. Fakat hastanın tıbben boyun hareketleri ve konuşma serbesttir. Hastaların geneli çok şiddetli bir ağrı problemi yaşanmazlar. Ameliyat gecesi 2 ila 3 kez ağrı kesici yapılması yeterlidir. Ameliyat olan hasta genellikle ertesi sabaha taburcu edilir.

Guatr ameliyatı tek taraflı mı çift taraflı mı?

Vücudumuzda tiroid bezi boyumuzun orta hattında birleşen iki yuvarlak kısımdan (yumrudan) oluşur. Guatr ameliyatı ile bunlardan birinin ve ya her ikisinin birden çıkartılması gerekebilir. Kararı genellikle ameliyat öncesinde veya ameliyat sırasında belli kriterlere göre verilmektedir. Şayet her iki tarafta da hastalık var ise bez tamamen çıkartılır.

Bu sayede ileride tiroid bezine bağlı bir hastalığın gelişme riski de tümüyle ortadan kalkar. Başka bir yönüyle de ameliyatta her iki tarafta da ses tellerine giden sinirlerin etkilenme riski altında olmasıdır ve hastanın ameliyattan sonra terliklerle karşılaşması halinde ömür boyu her gün hap kullanma zorunda kalması işlemin dezavantajlarıdır.

Şayet hastalık tek tarafta olur ise o zaman hastalık olmayan taraf yerinde bırakılarak tek taraf çıkartılabilir. Bu durumlarda ise bezin tamamen çıkartılması ameliyatındaki avantajlarla dezavantajlar yer değiştirir. Bu yüzden dolayı ömür boyu hap kullanmak zorunda kalmaz ve ses tellerine giden sinirlerin her ikisi değil sadece ameliyat edilen taraftaki risk altındadır. Bu ameliyatın dezavantajı ise kalan tarafta tekrardan aynı hastalığın gelişme ihtimalinin devam etmesidir.

Ameliyattan önce hazırlıklar nasıl olmalıdır?

Eğer hastada ameliyat gerektiren şartlar mevcutsa ve hastanın hormon seviyeleri (t3, t4, tsh) normal sınırlarda ise hasta için doğrudan ameliyat hazırlıklarına başlanabilir. Fakat hormon seviyelerinde yükseklik (hipertiroidi, zehirli Guatr) var ise hastayı hemen ameliyata almak çok tehlikeli olabilir. Hastanın öncelikle endokrinoloji veya dâhiliye uzmanının muayenesinden geçmesi ve ilaç tedavisiyle hormon seviyesinin normal hale gelmesi sağlanmalıdır. Tercihen de hastalar için normal hormon düzeyleri sağlandıktan birkaç hafta sonra hasta ameliyat edilmelidir. Hastanın normal hormon seviyenin sağlanması bazen birkaç ay alabilmektedir. Bu tür hastalar, ameliyat gününe kadar ilaçlarına devam etmelidir ve ameliyat sabahı da aç olmalarına rağmen ilaçlarını bir yudum su ile kesinlikle almalıdır.

Eğer hasta sürekli aspirin, coraspin, kumadin vb. kan sulandırıcı ilaçlar kullanıyorsa, önce bu tür ilaçların kesilip en az 56 gün bekledikten sonra ameliyat yapılmalıdır.

Hastaya eğer ameliyat kararı verilmiş ise anestezi uzmanı tarafından muayene edilmelidir. Sonrasında hasta ameliyattan önceki gece saat 24'ten sonra su dâhil ağızdan hiçbir şey yiyip içmeyecek şekilde aç kalmalı ameliyata örnek vermek gerekirse oruç tutuyormuş gibi girmelidir.

Şekeri, yüksek tansiyonu ve astım gibi hastalıkları olan hastalar ilgili branşlarca fikir alışverişi edilmeli riskler belirlenmeli ve öneriler alınmalıdır. Ameliyat olacak hastalar bu hastalıklarıyla ilgili eğer ilaçlar kullanıyorlarsa ameliyat sabahı aç kalmış olmalarına rağmen ilaçlarını bir yudum su ile almalıdır.

Ameliyata girecek olan hastalardan yazılı bir ameliyat izni alınmalıdır. Bunun için kullanılan ve özel planlanmış olan ameliyata özgü açık formları okutularak imzalatılmalıdır. Hastaların ameliyata dair tüm riskleri öğrenmiş olarak ameliyata izin verdiği kesinlikle belgelenmiş olmalıdır.

Nodüle guatrda iğne biyopsi ne kadar güvenilir?

Muayene sırasında tiroid bezinin el ile yapılan muayenesinde veya Ultrasonla kontrolünde 'Nodül' denilen çapları birkaç mili metre ile bir kaç cm arasında değişen yumrular tespit edilebilir. Bu kistlerin zaman içinde nasıl değiştiklerinin kontrolünün ve takibinin yapılması gereklidir. Sebebiyse bu kistlerin düşük bir olasılık la olsa dahi uzun vadede kansere dönüşme ihtimallerinin bulunmasıdır.

Bu ihtimal kistin sıvı değil katı içerikli olması halinde ve hormon üretiminin düşük olması halinde (sintigrafide soğuk solid(su dolu) kist) daha yüksektir.

Bu gibi durumlarda her hastaya iğne biyopsisi yapılması şart değildir. Özellikle de iğne biyopsisi yapılması gereken kistlerde; çapı 2 cm den büyük olan hastalar ve kist çapı daha küçük olsa dahi kalsifikasyon saptanmış olan hastalardır.

Tiroit biyopsisi ultrason eşliğinde tiroit dokusundan iğne yardımıyla parça alınmasıdır. Bu biyopsi ile yapılan takip gereksiz ameliyatları önlemek açısından çok faydalıdır. Fakat kullanılan bu yöntem güvenilirlik açısından da kısıtlılıkları olan bir yöntemdir.

Aslında biyopsinin mevcut durumunu tam yansıtabilmesi için genellikle birçok yere, birçok kere iğne batırılması gereklidir. Fakat yapılan yaklaşık her dört biyopsiden birinde alınan doku örneği tam olarak sonuç vermeye yetmemektedir.

Eğer yapılan biyopsinin sonucu kanser var çıktıysa bu hemen her zaman doğrudur fakat yok dediğinde ise bu durum biraz daha karışıktır. Sebebiyse biyopsi ile kanser olgularının tümünün yakalanması teknik olarak mümkün olmaz. Bu olgudaki asıl yanılgının sebebiyse en büyük engel olarak iğnenin bir noktaya batarken bunun hemen etrafındaki küçük bir kanser adacığının atlamış olabilme ihtimalinin olmasıdır.

İğne biyopsisi temiz (iyi sonuçlu) raporu verilen hastaların ileriye yönelik takibinde her 56 olgudan bir tanesinin de aslında kanser olduğu sonradan anlaşılır. Her ne kadar ameliyat olmuş ve kesin patolojisi kanser çıkmış hastaların geriye dönük incelenmesinde yaklaşık olarak her dört hastadan birinin dosyasında önceden sonucu temiz çıkmış bir iğne biyopsisi raporu bulunmaktadır.

Bölüm Doktorları: Op. Dr. İbrahim Karahan
Soru sor